Bel ve Boyun Ağrıları

Bel ve boyun ağrısı, toplumda en sık görülen sağlık sorunlarından biri. Kabaca her iki kişiden birinin hayatında en az bir kez bel ve boyun ağrısı geçirdiği kabul ediliyor.

Her ağrı fıtık değil En sık nedeninin fıtık olduğuna dair yanlış bir inanış var. Oysa fıtıklar, ağrılarının sadece yüzde 2-5’ini oluşturuyor. Bunların da az bir bölümüne cerrahi tedavi gerekiyor. Diğer ağrı nedenleri arasında zorlanma, zayıf bel-karın kasları, obezite, kötü duruş, kireçlenme, kayma, omurilik kanalı daralması, omurganın iltihabi romatizmaları, osteoporoz, omurlarda çökme kırıkları, tümörler, tüberküloz gibi enfeksiyonlar ve iç organlardan kaynaklanan ağrıların yansıması sayılabilir.

Boyundaki ağrılar beynimizi de etkileyerek tehlike yaratabiliyor. Klasik yastıklar boyna, kilo ise bele zarar veriyor.

Farkında olmadan hızlı bir dönüş yapmanız, yerden ağır yük kaldırmanız veya bir rafa zorlanarak uzanmanız ileride başınıza ‘iş’ açabilir. Çünkü bel ve boyun ağrıları kimi zaman hiç dikkat etmediğimiz bu küçük ayrıntılar sonucu ortaya çıkabiliyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Merih Sarıdoğan, boyun ağrılarının beyin işlevini etkileyebileceğini söylüyor.

Bel ağrıları çok yaygın mı?

Aldığımız verilere göre, her kişi hayatının herhangi bir döneminde, en az bir kere bel ağrısı çekiyor. “Bu ağrılardan hangisi kronikleşir” diye sorarsanız, birçok ağrı normale dönebiliyor. Ancak bu ağrıların sık tekrarlanması, zaman içinde daha büyük sorunlara neden olabiliyor. Bel ağrısı bir kere de geçirilse ciddiye alınmalı ve hekime danışılmalı. Bir daha bel ağrısı çekilmemesi için önlemler alınmalı. Bel ağrıları çok nedenli. En önemli neden mekanik ve bunun başında fıtık geliyor. Elbette her bel ağrısı fıtık değil. Bel fıtığında romatizmal nedenler aramak yanlış. Bel fıtığı, ağırlığı kaldırmayla, zorlanmayla ortaya çıkan bir rahatsızlık. Fıtık, sadece beldeki ağrılara bağlı ortaya çıkmıyor. Belin yanında, bacak ağrıları, uyuşmalar, karıncalanmalarla gün içinde artan ağrılar olabiliyor.

Bel ağrılarının çeşitleri nelerdir?

Başlı başına bel ağrısını tanımlamak gerçekten zor. Çeşitli ve çok nedenli bel ağrıları olabiliyor. Daha çok oturma bozuklukları, biçimsiz durma, aşırı eğik çalışma, sık tekrarlayan aynı yöndeki hareketleri arka arkaya yapmak bel ağrıları yapabilir. Asıl önemli olan, bu ağrıların tekrarlanması halinde gerçek nedenini bulmak ve araştırmak. Sadece duruşa bağlı bir ağrı ise, günlük aktiviteleri düzene koymak ve karın kaslarını güçlendirici egzersizlerle bunun önüne geçilebilir. Ancak ağrılara bağlı başka bir hastalık (örneğin iltihabi rahatsızlık) varsa farklı bir tedavi yöntemi uygulanmalı. Yoksa bel ağrısını tedavi ettirmek bir fayda sağlamaz

Bel ve boyun ağrılarında hangi meslek grupları risk altında?

Boyun ağrılarında bazı meslek gruplarının daha çok risk altında olduğu doğru. Sekreterler, bilgisayar ve daktilo başında uzun süre oturanlar, sürekli yazı yazmak zorunda kalanlar… İsim koymak gerekirse diş hekimleri, gazeteciler, mimarlar vs. Yani boynun eğik bırakıldığı çalışma durumlarında bu ağrıların görülme riski daha fazla. Bu ağrılarda da beldeki gibi altta yatan organik faktörlerin, kas ve eklemlerdeki enfeksiyonel hastalıklarının ekarte edilmesi gerekiyor. Belde de olduğu gibi belirtmekte fayda var: “Her boyun ağrısı boyun fıtığı değildir.” Kol ağrıları, uyuşma ve karıncalanmanın olduğu boyun ağrılarında fıtık olma ihtimali yüksek.

Gündelik uğraşılarda ortaya çıkıp kendiliğinden kaybolan boyun ağrıları için neler söyleyebilirsiniz?

Zaman zaman, baş ağrıları tarzında boyun ağrılarının ortaya çıkması normal. Bunlar, ani hareket, gerginlik ve strese bağlı oluşabilir. Boyun egzersizi yapılması, çalışma pozisyonlarının gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi gerekir. Bu gibi önlemlerle geçici boyun ağrılarından kurtulabiliriz. Egzersiz, boyun ağrıları için her zaman önemli. Boynu, sağa sola, öne arkaya çevirmek değil de elimizi alnımıza koyup direnç oluşturarak boyun kaslarını güçlendirmek önemli. Boyun kaslarını güçlü olduğu oranda, gelen yükler absorbe edilebilir. Ama kaslar zayıf olduğunda gelen yük direkt omurlara yansıyor ve daha erken aşınmalar oluşuyor. İlerlemiş hastalarda kesinlikle fizik tedavi uyguluyoruz. Bazen boyun korsesi de öneriyoruz. Yine de kas gerginliği ön planda ise, sıcak masaj uygulaması, elektrik akımı, boynun özel aletlerle çekilmesi gibi müdahalelerle hastalar ağrılardan kurtulabiliyor.

Boyun ağrılarında antidepresan kullanımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Antidepresan kullanmak elzem değildir. Tabii ağrı kesici, ödem çözücü ve kas gevşetici ilaçlar kullanılabilir. Ancak anti depresanlar, bazen ağrı kesicilerle kullanıldığında ağrı kesicinin etkisini artırabiliyor. Bir de kronik ağrılarda, yani üç aydan fazla süren ağrılarda, depresyonun, uyku bozukluluğunun da oluştuğunu görüyoruz. Bu gibi durumlarda kesinlikle anti deprasan kullanmak gerekiyor. Ama başlangıçta bu yönde hastanın bir şikâyeti yoksa anti depresana zaten gerek yok.

Boyun ağrısında neye dikkat etmeli?

Boyunda en çok üzerinde durmamız gereken ergonomi. Yatak, yastık, sandalye, uyumlu nesnelerle çalışma şekline dikkat edilmeli. Ortopedik ve rulo yastık öneriyoruz. Klasik kullandığımız yastıklar boyun sağlığına çok zarar veriyor.

Kilo önemli mi boyun ağrısında?

Özellikle belde aşırı kilo yük bindirdiği için hastalardan zayıflamalarını istiyoruz.

Boyun ağrısı hangi hallerde riskli?

Boyun ağrılarıyla birlikte görülen baş dönmeleri, gözlerde yıldızlanma, kulak çınlaması boyun ağrılarından bağımsız düşünülmemeli. Boyun omurlarının yanında beyni sulayan, kan taşıyan bir şebeke var. Boyundaki bir ağrı ya da incinme, beyne giden bu yolların işlevlerini yerine getirmesini engelleyebiliyor. Yani beynin sulanmasında düzensizlikler görülebiliyor. Buna bağlı olarak anlık üşüme, titreme, gözlerde anlık rahatsızlıklar gelişebilir. Bu durumda fizik tedavi uyguluyoruz.

Tedavide neler yapıyorsunuz?

Fizik tedavi olabildiği gibi kaslarla ilgili sorunlarda (örneğin çok doğum yapmış bir kadının karın kasları zayıflar. Yüklenme bu tip kişilerde daha çok omurilikler üzerine yığılır) güçlendirici egzersizler öneriyoruz. Bir süre sonra hastalar rahatlıyor. Kas gerginliklerinden oluşabilen ağrılar da var. Uzun süre oturmak, devamlı ayakta durmakla oluşan ağrılar dışında yüksek topuklu ayakkabılarla uzun süre dolaşan kadınlarda da ağrı olabilir. Ya giyilmemeli, giyilecekse de egzersizlerle vücut güçlendirilmeli. Ağrılarda sıcak, elektrik akımları ve fiziksel müdahalelerle kasların gerginlikten kurtarılmasını sağlayabiliyoruz.

Serbest yüzme, yürüyüş bel ağırları için yararlı. Önleyici sporlarla, sırt ve bel kaslarına yönelik güçlendirici egzersizlerle bel ağrısı azaltılır, hatta bu risk ortadan kaldırılabilir. Yatağın yumuşak-sert ve esnek, yastığın da uygun olması gerekiyor. Yüzü- koyun yatma pozisyonunu önermiyoruz, omuriliklere fazlasıyla yük bindiriyor bu pozisyon. Sırtüstü, yan, dizleri karna çekerek yatmak daha iyi. Sandalye uyumsuzluğuna dikkat edilmeli. Araba sürerken koltuk-vites, direksiyon-pedal uyumu olmalı.

Bel-boyun ağrılarının tedavisinde uygulanan girişimsel tedavi yöntemleri şunlar: Perkütan diskektomi: İlaç ve egzersiz tedavilerine, epidural steroid uygulamasına yanıt vermeyen, mutlak açık cerrahi gerektirmeyen bel-boyun fıtıkları perkütan diskektomi yöntemiyle tedavi edilebiliyor. Perkütan diskektomi cihazıyla fıtıklaşarak sinirlere bası yapan ve bu şekilde ağrı oluşumuna neden olan disk bölümü çıkarılıyor. Bu şekilde fıtığın iyileşmesi ve şikayetlerin tam olarak ortadan kalkması sağlanıyor. İşlem cerrahi kesi olmadan özel, küçük borucuklarla lokal anestezi altında 30-45 dakikada gerçekleştiriliyor. Sedasyon yani hafif uyku hali verilmesi sayesinde işlem sırasında hasta rahatsızlık duymuyor. Hasta aynı gün taburcu ediliyor.

Nükleoplasti: Diskektomiden farklı olarak disk içinde jel kıvamındaki nukleus (çekirdek) özel bir cihazla buharlaştırılıyor. Cerrahi kesi olmuyor. Aynı gün taburcu edilen hastanın şikayetleri günler içinde gerilemeye başlıyor. Fıtığı oluşturan çekirdeğin işlem sonrası büzüşerek eski haline geri dönmesi ağrı, hissizlik, uyuşukluk şikayetlerinin de düzelmesini sağlıyor.

Faset blokajı ve denervasyonu: Özellikle sabah tutukluğuyla kendini gösteren faset sendromunda gün içinde hareketle ağrıda azalma oluyor, ancak gece tekrar başlıyor ve gün geçtikçe günlük aktiviteyi etkiliyor. Faset sendromundan şüphelenilen hastalarda ilgili eklem ve siniri geçici olarak bloke ediliyor. Bu uygulamayla ağrı ortadan kalkıyorsa tanı doğrulanmış oluyor. Denervasyon özel görüntüleme teknikleri eşliğinde radyofrekans cihazıyla ısı oluşturularak ağrı yapan sinirin veya eklemin duyarsızlaştırılması, ağrının ortadan kaldırılması esasına dayanıyor.

Disk içi elektro-termal tedavi: Özellikle otururken ve ayaktayken omurga üzerine binen yükü absorbe eden diskler, çeşitli nedenlerle görevini yerine getiremiyor. Yapısı bozulan disk, ağırlıkla karşılaştığında ilgili bölgede şiddetli ağrılara neden oluyor. Bu disklerin, içine yerleştirilen özel bir kateter yardımıyla ısıtılması, sinir üzerinde iritasyon yaratan diski küçültüyor ve sinir rahatlıyor.

Selektif kök blokajı: Muayene ve tetkiklere rağmen şüpheci olmak gereksiz cerrahi veya girişimsel işlemlerin yapılmasını önlüyor. Bu amaçla şüphelenilen fıtık bölgesi özel görüntüleme yöntemleri kullanılarak lokal anesteziklerle geçici olarak uyuşturuluyor. Bu dönem içinde şikayetler tamamen ortadan kalkıyorsa tanı doğrulanıyor ve gerekli tedavi yöntemi uygulanıyor.

Arka kök ganglionuna pRFT uygulaması: Fıtığın sinir üzerine basısı sinirde hassaslaşma, uyuşukluk hissine neden oluyor. Bazen cerrahiyle fıtık yerinden çıkarılsa bile bu aşırı duyarlılık hali ve hastanın şikayetleri devam ediyor. Sinirdeki bu hassaslaşmaya bağlı ağrılarda ilgili sinir yumağında radyofrekans cihazıyla oluşturulan manyetik alan, sinirde dramatik olarak iyileşme sağlıyor.

Nöroplasti: Nöroplasti görüntüleme yöntemlerinin kılavuzluğunda lokal anesteziyle omurilikteki yapışık veya daralmış bölgelere özel bir kateter yerleştiriliyor. Kateterden verilen özel ilaçlar yapışıklıkların açılmasını sağlayarak bölgeyi tedavi ediyor. Yaklaşık üç gün süren bu tedavi sonrasında uygulanan fizik tedavi, işlemin başarısının devamlılığında önem taşıyor.

Sakroiliak eklem blokajı: Bel ve kalça ağrılarının önemli bir sebebi olan bu eklemin rahatsızlığı genellikle göz ardı ediliyor. Bel ve kalça ağrısının yanı sıra keskin, kaba veya sızlayıcı özellikteki ağrı kasığa, kalçaya, uyluğa, nadiren diz arkasına yayılıyor. Semptomlar, fizik muayenede klinik bulgular net olmayabiliyor. Tanı koymada en iyi yöntem, spesifik enjeksiyon teknikleri. Eklem içine fluoroskopiyle yapılan bu test, altın standart. Blok sonrası ağrı ortadan kalkıyorsa tanı kesinleştiriliyor ve radyofrekansla eklem sinirleri duyarsızlaştırılıyor.

Epidural steroid enjeksiyonu: İşlem enfeksiyon riskini azaltmak amacıyla ameliyathane şartlarında yapılıyor. Özel görüntüleme cihazlarıyla fıtıklaşan bölge ve ilgili sinir tespit ediliyor, bu bölgeye düşük dozda steroid (kortizon) veriliyor. İşlem sonrası birkaç günde ağrı azalmaya, hareketler rahatlamaya başlıyor. İyileşme yeterli olmadığı işlem tekrarlanabiliyor.”

HIZLI BİLGİ ve RANDEVU FORMU

Her türlü sorunuz için aşağıdaki formu doldurun, sizi hemen arayalım.

ONLINE GÖZ SAĞLIĞI DANIŞMANLIĞI Bilgi almak için formu doldurun biz sizi arayalım.